Tarihi milâttan önceye dayanan Bursa Kalesi’nin bulunduğu bölge, halk arasında “Hisar” olarak anılır.

Milattan önce 7. yüzyıl’da Bursa’nın yer aldığı coğrafyaya yerleşen ve milattan önce 327 yılında bağımsız bir krallık haline gelen Bithynialıların; Bursa Kalesi’ni milattan önce 1. Yüzyıl’da inşa ettikleri düşünülmektedir. Tarihin en eski kalelerinden biri olan Bursa Kalesi; Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına ev sahipliği yapmıştır. Roma ve Bizans İmparatorlukları döneminde kale, çeşitli onarımlardan geçirilmiştir. Orhan Gazi ise 1326 yılında Bursa’yı Osmanlı topraklarına kattıktan sonra kaleyi üç köşeli burçlarla desteklemiştir. Kalenin; Yer Kapı, Zindan Kapı, Hisar Kapı, Pınarbaşı Kapı ve Kaplıca Kapı olmak üzere beş adet kapısı bulunmaktadır.

Bursa Kalesi’nin içerisinde Roma dönemine ait sütunlar, lahit parçaları, kitabeler, adak ve mezar steli, heykel kaideleri yer almaktadır. Kalenin yapımında ise blok ve moloz taşlar kullanılmıştır. Kale surlarının uzunluğu yaklaşık 2 kilometre olup kalenin iki burcu da şehrin Çakırhamam ve Tophane bölgeleri arasında yer almaktadır. Hisar Kapı ve bazı sur duvarları 1855 yılındaki büyük Bursa depremi sırasında yıkılmıştır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasında kalan surların kesme taşları ise yeni yapılanma için sökülmüş, bu taşlardan geriye sadece temel izleri kalmıştır. Kalenin günümüze ulaşan dikkat çeken bölümleri mazgalları ve yuvarlak kemerleridir. Bursa Kalesi’nden; geçmişten günümüze, Evliya Çelebi de dahil olmak üzere, yerli yabancı birçok gezgin; gezi yazılarında bahsetmişlerdir. Bölgeyi özel kılan yalnızca şehrin ilk yerleşim yeri olması değildir. Bitinya, Roma ve Bizans dönemini yansıtan kale duvarlarının ve kapılarının yanı sıra, Bursa evlerinden örnekleri; taş kaldırımları; Osmanlı camilerini, türbelerini, çeşmelerini, mezarlıklarını ve mezar taşlarını; tarihî çınar, kavak ve manolya ağaçlarını burada görmeniz mümkündür.