Kasır, sözcük anlamı olarak “köşk” demektir.
Kasırlar, süslemesi ile ön plana çıkan, gösterişli, bir nevi küçük saray konumunda olan ve genellikle hükümdarlar için yapılan yapılardır. Bu yapılar şehrin biraz daha dışında, güzel manzaralı, orman ya da deniz gören yerlere inşa edilir. Hükümdarların, kralların ya da devlet başkanlarının buralarda kaldıkları, eğlendikleri, bazen misafirlerini ağırladıkları, çalıştıkları ve avlandıkları bilinir.


Ihlamur Kasrı İstanbul’da Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi’nde yer almaktadır. Ihlamur Vadisi’nin 18. Yüzyılda yani Sultan III. Ahmet Dönemi’nde Tersane Eminlerinden Hacı Hüseyin Ağa’ya ait olduğu ve bu yüzden Hacı Hüseyin Bağları adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir.Sultan Abdülmecid, 1846 yılında Fransız şair Lamartine‘i Ihlamur ve çevresinde ağırlamıştır. Şair Ihlamur ve çevresinden şöyle söz eder;

“…Binanın karşısındaki bahçede güzel yemiş ağaçları ile bu vadiye ismini veren büyük ıhlamurlar vardı. Köşke çıkan üç basamaklı merdivenin önünde, yasemin dallarını aşamayan küçük bir fıskiye, tatlı bir şırıltı ile mermer havuza dökülüyordu. Ihlamur padişahın en sevdiği köşktür, burada dinlenir ve mütalaa eder.”

Şair Lamartine’in bahsettiği bu yere daha sonra Sultan Abdülmecid iki tane kasır yaptırır ve “ferahlık, tazelik, sevinç” anlamına gelen “Nüzhetiye” adını verir. Bu iki yapı yapıldıkları tarihten günümüze kadar hem Nüzhetiye hem de Ihlamur isimleri ile anılmaktadır. Kasırlardan Merasim Köşkü ismiyle bilineni törenler için kullanılmış, Maiyet Köşkü ise sultanın maiyeti ve haremi için kullanılmıştır. Ayrıca sultanın burada av partileri düzenlendiği de bilinmektedir.

Her iki yapı da “Ihlamur Kasrı” adıyla özdeşleşmiştir . Abdülmecit’in yaptırmış olduğu Merasim Köşkü ve Maiyet Köşk’ü olarak adlandırılmış iki kasırdan asıl Ihlamur Kasrı’nın Merasim Köşkü olduğu söylenmektedir.Ihlamur adının ise vaktiyle çevrede sayısı çok olan ıhlamur ağaçlarından geldiği söylenmektedir.

Adres ve Konum Bilgileri