Üç yüzyıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı, İstanbul’un Hasköy, Beyoğlu kıyısında bulunan kasır. İstanbul fethedildiğinde Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Ayanalıkavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.Okmeydanı yamaçlarında büyük bir koruluktu. Bu koruluk sahile doğru inmekteydi.


Kasrın, ne zaman yapıldığı üzerine bazı rivayetler vardır. Evliya Çelebi’ye göre Fatih Sultan Mehmed döneminde inşasına başlanmıştır. Fakat kesin olarak bilinen ise 1613 yılında I. Ahmed tarafından yapım emri verildiği ve 1614 yılında yeni bitmiş olan sarayda konakladığıdır.


Aynalıkavak Kasrı ismini 1700’lü yıllarda aldığı gibi tartışmaları çürüten tez, 1639 Kasım’ından 1641 Şubat’ına kadar İstanbul’da kalan Du Loir, duvarların delik olduğunu, bu yüzden de sadece aynalardan yapılmış hissi verdiğini için buraya Ayna Saray denildiğini yazmasıyla sarayın adının 1700’lü yıllara değil daha eskilere dayandığı bilinmektedir.Yapı eğimli bir arazide inşa edilmiş ve bahçesi çeşitli ağaçlarla süslenmiştir.Giriş mekânına bir verandadan girilip, oradan da geniş bir salona geçiliyor.Salonun üç tarafında ipek döşemeli divanlar, duvarlarında ise mavi zemin üzerine altın yaldızlarla yazılmış III.Selim’e ait bir şiir yer alır.

Topkapı Sarayı dışında Haliç kıyısındaki en büyük saray topluluğu olan Aynalıkavak Sarayı, yenileşme ve tekniğin yurdumuza gelmesi için çabalayan Osmanlı modernleşme döneminin öncüsü lll.Selim tarafından Tersane’nin genişletilmesi uğruna çoğu bölümleri yıktırılarak bu yıkım sonrası günümüzdeki halini almıştır.Aynalıkavak Kasrı, I. Abdülhamit tarafından 9 Ocak 1784 tarihinde Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Aynalıkavak Antlaşmasına ev sahipliği de yapmıştır.Günümüzde kasrın alt katında Türk Müziği aletlerinin sergilendiği ve bazen sanat musikisi konserlerinin düzenlendiği bir araştırma merkezi ve müze bulunmaktadır.


İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans Döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.